BORSANIN EKONOMİDEKİ ROLÜ

Son dönemde Dünya’da borsaların özelleşme yoluna gitmeleri, bu kurumların kamu yararını gözetme görevlerini ikinci plana atarak kar amaçlı kurumlar haline dönüşmelerine sebep oldu. Daha yüksek hacim daha yüksek gelir anlamına geldiği için teknolojik birimlere ağırlık verildi, yüksek frekanslı işlemler için altyapı oluşturuldu. Kote edilmiş pay adedi artmadan hacmin artması ister istemez yatırımcıların borsaya daha kısa vadeli bakmalarına sebep oldu. Teknolojik olarak çok emir işlenebilmesi ve bu emirlerin çoğunun bilgisayarlar tarafından üretilmesi borsayı kritik zamanlarda dengesiz, ani fiyat hareketlerine karşı korunmasız hale getirdi. Ancak bütün bu teknolojik atılımlar borsaların ekonomideki asli fonksiyonlarını göz ardı etmemize sebep olmamalı. 

 

Borsalar, şirketlerin paylarını yatırımcılara açarak büyümelerine imkan tanır. Büyümeye aç ve yüklü miktarda sermaye ihtiyacı duyan şirketler bankacılık sisteminden kredi kullanımına alternatif olarak borsalar üzerinden fonlama elde edebilirler. Bu sayede pay senetlerine birikimlerini yönlendiren yatırımcılar sermayelerini mevduata park etmek yerine daha rasyonel iş kollarına yönlendirebilirler. Borsaların organize yapısı ve şeffaflığı karlı iş kollarını ve büyüme potansiyeli olan sektörleri ön plana çıkararak ekonomide verimlilik artışı yaratır. Karlı şirketlerin yarattığı katma değer temettü veya sermaye kazancı olarak büyük-küçük tüm yatırımcılarca paylaşılır.

 

Tüm yatırımcılara açık olan borsalar üzerinden, sermaye tabana yayılır ve gelir adaletsizliği azalır. Düzgün çalışan bir serbest ekonomide pay fiyatları ekonomik aktiviteye göre yükselir veya düşer, dolayısıyla borsa endeksleri ülkelerin ekonomik barometresi görevini görür.  

 

Sadece teknoloji kullanımı ve yüksek işlem hacmine odaklanmak yerine bu çok önemli ekonomik kurumların sermayenin tabana yayılması için büyüme potansiyeli olan veya karlı büyük şirketleri organize piyasalara kazandırmaları, asli işlevlerine odaklanmaları çok önemli.