sözlük
<
 Kelimeyi baş harfine göre aramak için yukardaki menüyü, kelimenin tamamını aramak için aşağıdaki kutucukları kullanabilirsiniz.
türkçe
english
a tipi yatırım fonu: fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar a tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.
a type mutual fund / ınvestment trust:  a closed-end fund that has a fixed number of shares traded on the secondary markets, like corporate stock. the market price may exceed the net asset value per share, in which case shares are selling at a premium.
acenta : aracı kurum ile imzaladıkları acentalık sözleşmesi çerçevesinde faaliyet gösterdiği bölgede sermaye piyasası araçlarının alım satım işlemlerinin aracı kuruma iletilmesine ve gerçekleşen emirlerin tasfiyesine aracılık eden gerçek kişi veya ticaret şirketleridir.
agency :  act of buying or selling for the account and risk of a customer. generally, an agent, or broker, acts as intermediary between buyer and seller, taking no financial risk personally or as a firm, and charging a commission for the service. the broker represents a customer buyer/seller to a customer seller/buyer and does not act as principal for the firm's own trading account.
açığa satış: borsada bir menkul kıymetin fiyatının düşeceğini düşünen ancak elinde o kıymet bulunmayan yatırımcının fiyatlar düştüğünde yerine koymak üzere kasasında olmayan malı satışına denir.
short sale:  borrowing a security (or commodity futures contract) from a broker and selling it with the understanding that it must later be bought back and returned to the broker.
açık arttırma: alıcılar arasında rekabet yaratmak suretiyle, satın alınacak nesneye en yüksek fiyatı verecek alıcıyı bulmak için uygulanan bir satış yöntemidir.
auction:  method in which the prevailing price is determined through the free interaction of prospective buyers and sellers, as on the floor of the stock exchange.
açık bono: miktarı belirtilmeden imzalanan bonolardır.bu tip bonolar aşırı derece güvene dayanan borçlanma araçlarıdır.
blank bill:  a bill of exchange where the name of the payee is not stated.
açık ciro: çek gibi ticari senetlerin tahsil edecek olan kişinin adı yazılmadan sadece arkalarına imza atılarak devredilmesi işlemine denir.
blank endorsement:  ıf an endorsement is made by the holder of an instrument and it is not a special endorsement, it is a "blank endorsement." when endorsed in blank, an instrument becomes payable to bearer and may be negotiated by transfer of possession alone until specially endorsed.
açık ekonomi: ithalat ve ihracat üzerinde hiçbir sınırlanmanın bulunmadığı veya faktör hareketlerinin karşılıklı olarak serbest olduğu ekonomidir.
open economy:  an economy which is largely free of trade restrictions.
açık emir: bekleyen emir olarak da bilinir. yatırımcının verdiği emir geçerlilik süresi içinde ve gerçekleştirilmeyi bekliyor.
open order:  an order to buy or sell securities that has not been executed (usually because some requirement, such as a specified price, has not been met) or canceled.
açık hesap: bir tür ticari kredi açma yöntemi, özellikle mal satışı şeklinde açılan kredilerde kullanılır. satıcı, bedelini tahsil etmeden alıcıya, partiler halinde, malları teslim eder ve açtığı kredilerin kaydını tutar. belirli süreler dolunca da alıcıya ödeme talimatında bulunur veya ona bir borç senedi gönderir.
open account:  arrangement whereby sales are made with no formal debt contract. the buyer signs a receipt, and the seller records the sale in the sales ledger.
açık kredi: müşteriye duyulan güven nedeniyle, kefalet veya teminat istenmeyen sadece bir imza karşılığı açılan kredidir.
open credit:  credit offered by a supplier to a trusted client without getting a collateral or guaranty.
açık piyasa: tekelleşmenin ve piyasa dışı müdahalelerin olmadığı piyasalardır.
open market:  markets where there is no monopoly or external interventions.
açık piyasa işlemleri: devletin merkez bankası aracılığı ile kullandığı bir para piyasası aracıdır. merkez bankası, piyasaya özel bir aracı kuruluş gibi girmekte ve portföyündeki menkulleri satmakta veya piyasadan menkul değer almaktadır.
open market operation :  purchase or sale of government securities by the monetary authorities to increase or decrease the domestic money supply.
açık pozisyon: vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonlara denir. vadeli işlem piyasalarında açık uzun ve açık kısa pozisyonların toplam sayıları birbirlerine her zaman eşittir. kısa veya uzun pozisyonların toplam sayısı açık pozisyon sayısı olarak adlandırılır.
open position:  a net long or short position whose value will change with a change in prices.
açık repo: belirsiz bir vade için yapılan repo işlemleridir.
open repo:  repo which can be terminated by either party at any time, and which has an unspecified repurchase date.
açık uçlu fon: sabit hisseli sermayesi bulunmayan bir yatırım fonu tipidir.fon yeni katılma belgelerini çıkartarak halka sattıkça sermayede değişmiş olacaktır.
open-end fund:  used in the context of general equities. mutual fund that continually creates new shares on demand. mutual fund shareholders buy the funds at net asset value and may redeem them at any time at the prevailing market prices. antithesis of closed-end fund.
açılış fiyatı: her hisse senedi için seand öncesi saptanmış ve hisse senedinin ilk olarak işlem göreceği ya da görmesi beklenen fiyattır.
opening price :  the range of prices at which the first bids and offers were made or first transactions were completed.
adi hisse: adi hisseler, yasa ve esas sözleşmede belirtilen hakların dışındaki hakları elde etmeye imkan tanımaz. imtiyazlı hisse senetleri, değiştirilebilir hisse senetleri, itibari değersiz hisse senetleri ve kabili itfa hisse senetleri dışındaki tüm senetler adi hisse hükmündedir.
ordinary share:  shares of companies outside the u.s., traded in their individual home markets. these usually cannot be delivered in the u.s.
adi senet: resmi, yarı resmi ve özel senet olarak düzenlenir, bir borç ve hak doğurmak veya bir borcu ya da hakkı kanıtlamak amacıyla borçlunun imzasını taşıyan belgedir.
note:  a short-term debt security, usually with a maturity of five years or less. also, a legal document that obligates a borrower to repay a mortgage loan at a specified interest rate during a specified period of time or on demand.
adi şirket: "adi ortaklık"; iki veya daha fazla kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek için sözleşme ile kurdukları bir ortaklıktır. adi şirketin tüzel kişiliği, unvanı bulunmadığı gibi ticaret siciline kaydı da gerekmemektedir.
partnership:  shared ownership among two or more individuals, some of whom may, but do not necessarily, have limited liability. see: general partnership, limited partnership, and master limited partnership.
ağırlıklı ortalama: kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.
weighted average:  an arithmetic average that takes into account the importance of the items making up the average.
ağırlıklı ortalama fiyat: borsada bir işlem günü sonunda bir hisse senedinde gerçekleşen tüm normal emirlerin hesaba katılarak o hissenin ağırlıklı ortalama metodu kullanılarak hesaplanan fiyatıdır.
weighted average price:  a security average that is weighted by the market price of each security included in the average. thus, securities that have high market prices tend to be more heavily weighted and to have more influence.
aktif: varlık; işletmenin sahip olduğu ekonomik değeri olan maddi ve maddi olmayan varlıkları temsil eder.
active asset:  an asset which is used in the daily operations of the business.
aktif emir: hisse senedi piyasasında alış veya satışlarda kullanılan bir emir türüdür.aktif alış emri ; bir hisse senedini en düşük fiyatlı satıcıdan almaya denir. aktif satış emri ise ; bir hisse senedini en yüksek fiyatlı alıcıya satmaya denir.
active order:  a kind of order in stock market used for selling and buying. active buying order; buying a stock from the lowest price in the market. active selling order; selling a stock from the highest price occurred in the market.
aktif portföy yönetimi: sürekli alıp satarak portföydeki kıymet dağılımını değiştirmek suretiyle piyasanın genel ortalamasından daha yüksek verim elde etmeyi hedefleyen portföy yönetim biçimidir.
return on assets (r.o.a.):  ındicator of profitability. determined by dividing net income for the past 12 months by total average assets. result is shown as a percentage.
aktif tahvil: temel olarak tahvil ihraç eden kurum bu tahvillerin faiz ödemelerini dönem sonu itibari ile gerçekleştirir. ancak aktif tahvil olarak tanımlanan tahvillerin faiz ödemeleri ihraç anında yapılır.
active bond:  a bond the interest payment of which is done at the time of issuing.
aktif toplamı: faaliyetlerini icra edebilmek için veya bu faaliyetler sonucu elde ettikleri ve bir değeri olan tüm varlıklarının kaydedildiği bilançonun sol tarafındaki kalemlerin toplamını gösteren kalemdir.
total assets:  entry that indicates the uses of companies' assets.
al - tut yaklaşımı: pasif portföy yönetim stratejilerinden biridir. iyi bir araştırma ile hangi menkul kıymete ne kadar süre yatırım yapılacağı tespit edilir ve satın alındıktan sonra kararlaştırılan süre boyunca elde tutulur.
buy-and-hold strategy:  a passive investment strategy with no active buying and selling of stocks from the time the portfolio is created until the end of the investment horizon.
alacak devir hızı: ticari alacakların satışa kaç kez dönüştüğünü gösterir. net satışların kısa vadeli ticari alacaklara bölünmesiyle bulunur. devir hızının yüksek olması ve artması olumlu bir göstergedir.
receivables turnover ratio :  total operating revenues divided by average receivables. used to measure how effectively a firm is managing its accounts receivable.
alacak senedi: gerçek ya da tüzel bir kişinin bir başkasından alacağı olduğunu belirten hukuki belgedir. başlıca alacak senetleri arasında adi alacak senetleri, ticari alacak senetleri (bono, çek, poliçe, fatura, konşimento, havale senedi, makbuz senedi, vb.) ve resmi alacak senetleri (devlet tahvilleri, hazine bonoları, vb.) yer alır.
note receivable:  a debt due from borrowers and evidenced by a written promise of payment.
alacaklar : şirketlerin faaliyetleri esnasında çeşitli şahıs ve kuruluşlardan olan alacaklarının kaydedildiği kalemdir.
receivables:  amounts owed to the corporation, whether or not they are currently due.
alfa: portföy değerlendirilmesinde kullanılan istatistiki bir yöntemdir. hisse senedi ile portföy getirisi arasındaki değişmenin hangi oranda olacağını ifade eder.
alpha:  measure of risk adjusted performance. an alpha is usually generated by regressing the security or mutual fund's excess return on the s&p 500 excess return. the beta adjusts for the risk (the slope coefficient). the alpha is the intercept. example: suppose the mutual fund has a return of 23% and the short-term interest rate is 5% (excess return is 20%). during the same time the market excess return is 9%. suppose the beta of the mutual fund is 2.0 (twice as risky as the s&p 500). the expected return given the risk is 2x9%=18%. the actual excess return is 20%. hence, the alpha is 2% or 200 basis points. alpha is also know as jensen ındex. related: risk adjusted return.
alıcı piyasası: arz fazlası içinde bulunan piyasların özelliğidir.bu tip piyasalarda az sayıda bulunan alıcılar satış koşullarını kendi lehlerine etkileyebilirler.
buyer's market:  a market which has more sellers than buyers. low prices result from this excess of supply over demand.
alıcı tekeli: piyasada çok sayıda üretici veya satıcı bulunmasına karşılık tek bir tüketici veya alıcının varolmasıdır.
buyer's monopoly:  a situation in which there is only one customer or buyer for a company's product.
alım opsiyonu: alım opsiyonunu elinde bulunduran kişi belirli bir tarihte belli bir hisse senedini tespit edilen fiyattan satın alma hakkına sahip olur. bu opsiyonu satın almak için belirli bir komisyon ödenir. elinde ki alım opsiyonunu satan bir yatırımcı ilerde hisse senetlerinin fiyatlarının düşeceğini beklemektedir.
call option:  an option that gives the right to buy the underlying futures contract.
alım satım bandı: alım satım aralığı; iki fiyat seviyesi arasında inip çıkan fiyat seviyelerini birleştiren alt ve üst hatlar arasında kalan bölgeye denir.
trading range:  the difference between the high and low prices traded during a period of time; with commodities, the high/low price limit established by the exchange for a specific commodity for any one day's trading.
alım satıma aracılık: daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.
ıntermediation for trading in securities:  ıntermediation for trading in previously issued capital market instruments.
alım vergisi: perakende satışta veya önceki bir aşamada tahakkuk ettirilen vasıtalı vergidir.
purchase tax:  ındirect tax collected during retails sales or before.
alış kuru: dövizin saptanan alış fiyatıdır.
buying rate:  the rate at which units in a unit trust are bought by investors.
altın piyasası: altının, alıcıların ve satıcıların bir araya geldiği, alım-satım işleminin yapıldığı, fiziki ve fiziki olmayan mekandır.
gold market:  market where buyers and sellers meet for purchasing gold.
amerikan mevduat belgesi (adr): kısa adı adr olan amerikan mevduat belgeleri, abd menkul kıymet piyasalarında özellikle borsadışı piyasalarda işlem gören yabancı menkul kıymetlerin mülkiyetini temsil etmektedir. normal bir yerli paymış gibi adr'lerin amerika'da ticareti yapılabilir ve kar hisseleri dolar olarak alınabilir.
american depository receipts:  certificates issued by a u.s. depositary bank, representing foreign shares held by the bank, usually by a branch or correspondent in the country of issue. one a.d.r. may represent a portion of a foreign share, one share or a bundle of shares of a foreign corporation. ıf the a.d.r.'s are "sponsored," the corporation provides financial information and other assistance to the bank and may subsidize the administration of the a.d.r.s. "unsponsored" a.d.r.s do not receive such assistance. a.d.r.s carry the same currency, political and economic risks as the underlying foreign share. arbitrage keeps the prices of a.d.r.s and underlying foreign shares, adjusted for the sdr/ordinary ration essentially equal. american depository shares(a.d.s.s) are a similar form of certification.
amortisman: bir gayri maddi aktifin yazılı değerinden her yıl azalan miktardır.
depreciation:  a non-cash expense that provides a source of free cash flow. amount allocated during the period to amortize the cost of acquiring long term assets over the useful life of the assets.
ana para: ödünç alınan veya verilen ve üzerinden faiz hesaplanacak tutar.
principal capital:  the total amount of money being borrowed or lent.
anonim şirket: bir ünvana sahip, en az 5 ortakça, ana sözleşmesinde yazılı konularda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olan ve esas sermayesi muayyen (belli) paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir.
joint stock company:  a company which has some features of a corporation and some features of a partnership.
apel: pay bedelinin taksitle ödenmesinin sözkonusu olduğu durumlarda, ortaklık yönetim kurulu tarafından ortaklara yapılan çağrıya denir.
call:  call for the unpaid portion of capital to the partners by the board of directors.
aracı kuruluş: sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere sermaye piyasası kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.
financial ıntermediary:  ınstitutions that provide the market function of matching borrowers and lenders or traders.
aracı kurum: sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere, sermaye piyasası kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.
brokerage house:  a firm which acts as an intermediary between a buyer and seller, usually charging a commission. for securities and most other products, a license is required.
aracılık: sermaye piyasası araçlarının, yetkili aracı kuruluşlar tarafından, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına ve başkası hesabına alım satımıdır.
financial ıntermediation:  providing the market function of matching borrowers and lenders or traders.
aracılık komisyonları: aracılık eden kişiye hizmeti karşılığında yapılan ödemedir.
commissions:  a fee charged by a broker or agent for his/her service in facilitating a transaction, such as the buying or selling of securities or real estate.
aracılık yüklenimi: halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının tamamının satılacağının aracı kuruluş veya kuruluşlar tarafından ihraçcı şirkete taahhüt edilmesidir. iki türlü olur: bakiyeyi yüklenim veya tümünü yüklenim.
underwriting:  acting as the underwriter ( a firm, usually an investment bank, that buys an issue of securities from a company and resells it to investors) in a purchase and sale.
araştırma : bir yatırımın değeri hakkında bilgi toplama sürecidir.
research:  the process of gathering information about an investment to determine whether it's worth making.
araştırma ve geliştirme: özel ve kamu işletmelerinde yeni ürünler ortaya koymak, daha etkin üretim yöntemleri geliştirmek, farklı tasarım ve süreçler bulmak için yapılan çalışmalardır. ar-ge faaliyetlerinin özü yeni teknolojiler üretebilmektir.
research & development:  discovering new knowledge about products, processes, and services, and then applying that knowledge to create new and improved products, processes, and services that fill market needs.
araştırma ve geliştirme giderleri: temel araştırma, uygulamalı araştırma ve geliştirme gibi faaliyetler için yapılan harcamalardır.
research & development expenditures:  expenses incurred while discovering new knowledge about products, processes, and services, and then applying that knowledge to create new and improved products, processes, and services that fill market needs.
arbitraj: çeşitli piyasalarda varolan (para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi) fiyat farklılığından yararlanmak amacıyla bir piyasadan alıp genellikle aynı zamanda diğer piyasada satmaktır.
arbitrage:  the simultaneous buying and selling of a security at two different prices in two different markets, resulting in profits without risk. perfectly efficient markets present no arbitrage opportunities. perfectly efficient markets seldom exist. however, arbitrage opportunities are often precluded because of transactions costs.
artma azalma oranı: bir gün içinde artan hisselerin azalan hisselere oranıdır. piyasanın genel eğilimini ölçmesi açısından oldukça faydalı bir göstergedir.
ıncrease decrease ratio:  the ratio of the increasing stocks to decreasing ones in one day.
arz: üreticilerin satılmak üzere piyasaya getirdikleri veya getirmek istedikleri mal veya hizmetlerdir.
supply:  the total amount of a good or service available for purchase; along with demand, one of the two key determinants of price.
asgari fiyat: hükümet yetkilileri veya işletmelerce belirlenen genellikle piyasa fiyatının üzerinde bulunan ve düşürülmesine izin verilmeyen fiyattır.
minimum price:  price determined by the government authorities or enterprises which is usually above the market and is not allowed to drop.
asgari ücret: çalışanın temel ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen ve işveren tarafından ödenmesi zorunlu en düşük ücret düzeyidir.
minimum wage:  the lowest hourly wage that an employer can pay an employee.
asıl malik: yatırımcı sahip olduğu hisseyi brokerın kayıt ve saklamasında bırakırsa, hisse senedini çıkaran şirket kayıtlarında brokerın adı görünse de asıl malik yatırımcıdır ve temettü gibi her tür hakkını broker vasıtasıyla kullanır.
beneficial owner:  person who enjoys the benefits of ownership even though title is in another name.
aşırı arz: piyasada belirli bir fiyat düzeyinde üreticilerin satacakları mal miktarının, tüketicilerin satın alacakları miktardan daha fazla olmasıdır.
excess supply:  a situation in which quantity supplied is greater than quantity demanded.
aşırı talep: piyasada belirli bir fiyat düzeyinde tüketicilerin alacakları mal miktarının, üreticilerin satacakları miktardan daha fazla olmasıdır.
excess demand:  a situation in which quantity demanded is greater than quantity supplied.
atıl para: kişi ve kuruluşların fiili para miktarının para piyasasının dışına çıkan veya alışverişlerde kullanılmayan bölümüdür.
ıdle money:  cash not invested.
avrupa para birimi: avrupa topluluğuna üye ülkelerin paralarının sabit tutarlarının toplamıdır.
european currency unit:  a composite monetary unit consisting of a basket of european community currencies.
ayı piyasası: gelecek hakkında karamsarlığın ve fiyatların düşeceği beklentisinin hakim olduğu piyasalardır. bu durumda kişiler, ellerindeki hisse senetlerini gelecekte daha düşük fiyattan satın alabilecekleri düşüncesi ile satarlar.
bear market:  any market in which prices are in a declining trend. for a prolonged period, usually falling by 20% or more.
ayni yardım: insani ve sosyal amaç güdülerek yapılan yardımdır.
aid in kind:  a tangible source of help, assistance, or support for social and humane purposes.
bağımsız dış denetim: ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının kamuya açıklanacak veya kurulca istenecek mali tablolarının, genel kabul görmüş muhasebe kavram ilke ve standartlarına uygunluğu ile bilgilerin doğruluğunun ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtıp yansıtmadığının, denetçiler tarafından denetim ilke ve kurallarına göre, defter, kayıt ve belgeler üzerinden incelenmesini ve tespit edilen sonuçların rapora bağlanmasını ifade eder.
ındependent external auditing:  ıt includes specific procedures designed to test at least annually the risks associated with the loan and investment portfolios. this includes testing of internal control over financial reporting, such as management's process to determine the adequacy of the allowance for loan and lease losses and whether this process is based on a comprehensive, adequately documented, and consistently applied analysis of the institution's loan and lease portfolio.
bağlı ortaklık: işletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.
affiliate company, subsidiary:  a company in which another company has a minority interest. or more generally, a company which is related to another company in some way.
bakiye: bir hesaptaki dönem sonu toplam net para miktarıdır. bu miktar, tüm alacak kalemlerinden borç kalemlerinin çıkarılmasıyla hesaplanabilir.
balance:  the amount of money in an account, equal to the net of credits and debits at that point in time for that account.
bakiyeyi yüklenim: aracı kuruluşların, halka arz edilen hisselerin satılmayan kısmının satış sonunda satın alınacağının satışı yapana taahhüt etmesidir.
stand-by underwriting:  an agreement whereby an investment bank (the underwriter) will purchase the portion of a new securities issue that remains after a public offering.
banka bonoları: kalkınma bankaları ve yatırım bankalarının borçlu sıfatıyla düzenleyerek ihraç ettikleri emre ya da hamiline yazılı sermaye piyasası araçlarıdır.
bank notes:  notes issued by states and municipalities to obtain interim financing for projects that will eventually be funded long term through the sale of a bond issue.
banka garantili bonolar: kalkınma ve yatırım bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.
bank guaranteed bills:  a bill of exchange issued or guaranteed by a bank. ıt is more acceptable than a trade bill as there is less risk of non-payment and hence it can be discounted at a more favourable rate, although to some extent this depends on the bank's credit rating.
banka kredisi: vade bitiminde bankaya geri ödenmek şartıyla belirli bir faiz oranı üzerinden bankadan ödünç alınan tutardır.
bank credit:  the borrowing capacity provided by a bank in the form of a cash loan.
bankalar mevduatı: bankaların birbirleri nezdinde açmış oldukları hesapların kayıtlı olduğu kalemdir.
bank deposits:  the amount of money standing to the credit of a customer of a bank. bank deposits are assets of its customers and liabilities of the bank.
bankalararası para piyasası: merkez bankası’nın kontrolündeki interbank piyasasının bir alt piyasası olan bankalararası para piyasası vasıtasıyla diğer bankalara verilmiş olan borç bakiyelerinin kayıtlı olduğu kalemdir.
ınterbank money market:  financial institutions exchange of currencies between and among themselves.
banknot: merkez bankası tarafından çıkarılan kağıt ödeme aracıdır.
bank-note:  a non-interest-bearing promissory note of a federal reserve bank which is payable to the bearer on demand and can be used as cash.
basit faiz: yalnızca o dönemdeki ana paranın faiz oranı kadar olan yüzdesi alınarak faiz hesaplanır, önceki dönemlerin faizi ana paraya katılarak faiz işletilmez.
simple ınterest:  the interest calculated on a principal sum, not compounded on earned interest.
basit getiri : yapılan yatırımdan elde edilen faiz gelirinin vade sonunda tekrar yatırıma dönüştürülmediği durumdaki yıllık getiridir.
simple revenue:  the annual interest revenue earned from investments but not reinvested at maturity.
başabaş tahvil: nominal değeri üzerinden satılan tahvillerdir.
par bond:  a bond selling at "par," for instance, is worth an amount equivalent to its original issue value or its value upon redemption at maturity
başlangıç sermayesi: kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.
ınitial capital:  the minimum issued capital which the partnerships that are subject to authorized capital system should have.